İnsanlık suçu

İnsanları rehin almak savaş suçudur. İnsanları yıllarca elinde rehine olarak tutmak savaş suçudur. Eli kolu bağlı rehineleri öldürmek insanlık suçudur. Rehin alınmış ve yıllardır rehine olarak tutulan 13 insanı öldürmek katliamdır.

PKK değişik zamanlarda kaçırdığı ve yıllardır elinde rehine olarak tuttuğu 13 asker ve polisi Türk Silahlı Kuvvetlerinin 10 Şubat 2021’de Irak’ın Gara bölgesine düzenlediği harekât sırasında katletti. Katledilen yurttaşlarımızın acısını yüreğimizde duyuyoruz. Ailelerine ve Türkiye halkına başsağlığı diliyoruz.

Melih Bulu istifa etmelidir

Üniversiteye tepeden inme rektör atanmasını barışçı biçimde protesto eden Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin gözaltına alınması kabul edilemez. 1 Şubat 2021 gecesi gözaltına alınan 159 öğrencinin tümü derhâl serbest bırakılmalıdır. Daha önce uydurma gerekçelerle tutuklanan veya ev hapsine alınan dört öğrenci de hemen tahliye edilmelidir.

 

Yaşa bağlı toplu ulaşım kısıtlamaları ve yasaklar ayrımcılıktır! Reddediyoruz!

Toplumcu Kurtuluş Partisi İstanbul İl Örgütü üyeleri ve dostları bugün Mecidiyeköy metrobüs durağı gişelerinde basın açıklaması gerçekleştirdi.

"Toplu taşımadan yararlanmak hakkı insanların yaşlarına dayanarak yapılan ayrımcı uygulamalarla engellenemez" başlıklı basın açıklamasında, Kovid 19 tedbirleri çerçevesinde 65 yaş üstü ve 20 yaş altı yurttaşların, İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi kararıyla 15 Ocaktan itibaren toplu taşıma araçlarını kullanmalarının yasaklanması protesto edildi.

Nâzım Hikmet 119 yaşında

Ömrünü son nefesine kadar TKP saflarında ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesine adamış büyük şair Nâzım Hikmet’i doğumunun 119. yıldönümünde sevgi ve saygıyla anıyoruz.

15 Ocak 1902’de doğan, 3 Haziran 1963’te ölen Nâzım yoldaşımız Türkiye halkının vatan cumhuriyet emek mücadelesinde her zamanki kadar capcanlı yaşıyor. İşçiler, köylüler, emekçiler, işsizler, esnaf, öğrenciler, yurtsever aydınlar, emekliler sömürü ve zulme karşı onun şiirlerini kendilerine bayrak yaparak direniyor.

Amerika’da yol ayrımı

ABD’de mevcut başkan Donald Trump’ın çağrısıyla 6 Ocak 2021’de Vaşington’da bir araya gelen on binlerce kişinin Beyaz Saray önünden o sırada seçim tescil oturumu yapılan Kongre binasına yürümesi ve içlerinden bir grubun içeri girerek dört saat süreyle binayı fiilen işgal etmesi politik ve ideolojik değeri büyük bir simgesel olaydır.

Üniversiteler özerk olmalıdır

İstibdattan hayır gelmez. Hiçbir halk istibdada müstahak değildir. Eşitlikten ve özgürlükten vazgeçmek insanlıktan vazgeçmektir. Halkın akla ve bilime dayalı eğitim ve araştırma kurumları olması gereken üniversitelerin özerk olması, eşitliğin ve özgürlüğün ayrılmaz parçasıdır.

Üniversiteler kendi kendini yönetebilir, kendi yöneticilerini kendileri belirleyebilir.

2020’den 2021’e

2020 yılı işçiler ve emekçiler başta olmak üzere bütün insanlık için maalesef çok zor bir yıl oldu. Korona virüsü hastalığı Kovid-19’un yol açtığı ölümler ve yıkım, sözümona bu belayı önlemek için alınan önlemlerin tetiklediği ekonomik ve sosyal çöküntüyle kat kat arttı.

Hukuk anayasalar kanunlar açıkça çiğnenerek işyerlerinin kapatılması, sokağa çıkma yasakları, gelirsizlik, işsizlik, yoksulluk, açlık, iflaslar, yaş ayrımcılığı, toplanma yasakları çıldırtıcı boyutlara ulaştı.

Amerikan ambargosuna baş eğmeyiz

Amerikan yönetimi herkesin bildiği sırrı sonunda açık etmeye karar verdi ve 14 Aralık 2020’de Türkiye’yi resmen düşman ilan etti. Yönetimden yapılan açıklamalara göre, Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Kanunu (Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act: CAATSA) uyarınca, Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığına ticari, mali ve teknolojik ambargo uygulanması kararlaştırıldı ve kurum yöneticilerine ABD’ye seyahat yasağı getirildi.

Herkes için insanca yaşayacak bir ücret

Asgari ücret, hayata yeni atılan bir işçinin temel insani, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını rahatça karşılayacağı bir ücret olmalıdır. Bir ay boyunca sabahtan akşama kadar alınteri dökerek çalışan bir işçi bunu hak eder.

Bugün ise, sermaye sahiplerinin ve hükümetin saldırıları ile her geçen yıl alım gücü daha da düşen, kelimenin tam anlamıyla kuşa çevrilen asgari ücret, işçinin ve ailesinin hiçbir ihtiyacını karşılayamaz durumdadır. Açlık sınırının altında olan mevcut 2.324 TL ile işçinin ne evi ısınır, ne aşı pişer, ne ışığı yanar, ne de suyu akar.