Büyük iktidar çatışması
AKP ile Fethullah Gülen Hareketi arasındaki çatışma halktan gasbedilen egemenliği paylaşamayan iki gerici odağın çatışmasıdır.
AKP ile Fethullah Gülen Hareketi arasındaki çatışma halktan gasbedilen egemenliği paylaşamayan iki gerici odağın çatışmasıdır.
İşçileri emekçileri birlikte yoksullaştırdılar. Ülke kaynaklarını birlikte talan ettiler. Sanayiyi birlikte yıktılar. Tarımı birlikte çökerttiler. Şehir yoksullarını rant planlarına birlikte kurban ettiler.
Muhalifleri hapse tıkmak için birlikte komplo kurdular. Sendikaların, derneklerin kolunu kanadını birlikte kırdılar. Sosyalistlere, devrimci demokratlara, Kemalistlere, Kürt yurtseverlerine, laiklere karşı kitlesel siyasal davaları birlikte açtılar. 12 Eylül despotizmini birlikte tahkim ettiler.
Emperyalistlerin Suriye’ye doğrudan müdahale edememesinin ardından hevesi kursağında kalan AKP hükümeti Suriye’ye saldırma yetkisini bir yıl daha uzatmak için yeni savaş tezkeresini meclise gönderdi. Eski tezkerenin süresi 4 Ekim’de doluyor. Meclis savaş tezkeresini bugün (3 Ekim) oylayacak.
Suriye'ye karşı emperyalist saldırıyı protesto etmek, Tuzluçayır ve ODTÜ eylemlerine destek vermek için dün (9 Eylül) Antakya'da oturma eylemi yapan halka, AKP muhafızları gaz bombalarıyla taarruz etti. Saldırıda 22 yaşındaki devrimci Ahmet Atakan yaşamını yitirdi. Halk şehidine sahip çıktı. Bugün (10 Eylül) on binlerce kişi Ahmet Atakan'ın cenazesini kaldırdı. AKP muhafızları yine halka saldırdı. Şu anda Antakya gaz bulutu içinde.
Türkiye halkına 6-7 Eylül utancını yaşatanlar, emperyalizm ve onunla işbirliği yapan şovenist büyük sermaye iktidarıydı. Yeni 6-7 Eylül'lerin yaşanmaması için, işte bu kaynağın kurutulması gerekiyor.
6-7 Eylül'lerin tekrarlanmaması için, AKP'nin gericilik, vurgunculuk ve savaş rejimine son vermek gerekiyor.
İç ve dış politikada bugüne kadar el attığı her konuyu eline yüzüne bulaştıran AKP, ülkeyi çok daha ağır bir felaketin göbeğine sürüklüyor. Emperyalist blokun “kimyasal silah” bahanesiyle Suriye'ye karşı savaş naraları atmasını sevinçle karşılayan AKP, BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan da bu savaşa katılmaya hazır olduğunu açıkladı. Yani, AKP, uluslararası hukuku göz göre göre çiğneyerek emperyalist ve siyonist haydutların savaş suçuna ortak olacağını ilan etti.
ABD, İngiltere ve Fransa, yanlarına İsrail, Arabistan, Katar ve Türkiye yönetimlerini alarak Suriye'ye karşı yeni bir emperyalist saldırıya hazırlanıyor. Bu kez saldırının bahanesi, Suriye ordusunun 21 Ağustos'ta Şam yakınlarında kimyasal silah kullandığı iddiası.
AKP, gericilik, vurgunculuk ve savaş rejimine kolayca biat edecek “dindar ve kindar nesiller” yaratma çabasıyla, eğitim sistemini daha da çökertecek adımlar atıyor.
Genel liseleri bir oldubittiyle kapatan AKP, yoksul emekçi çocuklarına tuzak kurdu. İlköğretimi bitirip Seviye Belirleme Sınavı SBS'de yeterince başarılı olamadıkları gerekçesiyle 657 bin öğenciyi eledi. Bu öğrencileri, zorla imam hatip liselerine, meslek okullarına veya açık liseye kaydolmaya zorluyor. Onların kendi seçimlerine uygun bir lisede okuma hakkını ellerinden alıyor.
AKP, Ali İsmail Korkmaz'ın baltacılar tarafından vahşice dövülerek öldürülmesini protesto eden Antakya halkına üç gündür İsrail tarzı zulüm uyguluyor. Binlerce insanı yıldırmak ve direnişten vazgeçirmek için tomalarla, akreplerle, gaz bombalarıyla, zehirli suyla, plastik mermilerle saldıran AKP muhafız birlikleri artık öldürmek kastıyla tek tek direnişçileri hedef alıyor. Evlere gaz ve zehirli suyla saldırarak sadece sokaklardaki protestoculara değil, ayrımsız bütün halka terör yapıyor.
Taksim Dayanışması'nı “suç örgütü” olarak göstermek isteyen AKP amacına ulaşamadı. 8 Temmuz 2013 akşamı Taksim'de gözaltına alınan direnişçilerden 38'i 11 Temmuz'da savcılık sorgusundan sonra serbest bırakılırken, 12'si tutuklanmak üzere mahkemeye sevkedildi.