Suriye’nin zaferi Türkiye’nin de zaferidir

Haberler
18 Aralık 2016

Suriye ordusu 2011’de başlayan ve şu anda altı yılı doldurmak üzere olan emperyalist istilaya karşı savaşın Halep cephesinde stratejik zafer kazandı. Amerikan, İngiliz, Fransız, İsrail, Suudi, Katar, Ürdün ve AKP komutasında Suriye’yi istila eden dinci-mezhepçi terör çetelerinin 2012 yılı Temmuz ayından beri işgal altında tuttuğu doğu Halep, Suriye ordusu ve müttefikleri tarafından kurtarıldı. Doğu Halep’i işgalcilerden kurtarmak üzere bu yılın Kasım ayı başında son taarruza geçen yurtsever güçler 15 Aralık’ta şehrin bütününü denetim altına aldı. Rusya ile Türkiye’nin arabuluculuğunda yapılan anlaşmayla, işgalci çetelerin bir kısmı teslim oldu, bir kısmı İdlib kırsalına gönderilmeye başlandı.

Dönüm noktası
Halep’in işgalcilerin elinde kalması, Suriye’yi bölüp parçalamak, birbirine düşman devletçiklere, mezhepsel ve etnik “kantonlar”a, “cepler”e dönüştürmek isteyen emperyalist ve gerici güçler açısından stratejik bir zorunluluktu.

Halep’i kaybeden emperyalist savaş bloku böylece stratejik yenilgiye uğramış bulunuyor. Halep’i kurtaran Suriye halkı ise vatanını, toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını, egemenliğini, temel ekonomik ve sosyal kazanımlarını koruma doğrultusunda stratejik zafer elde etmiş bulunuyor.

İzmir gibi
Umuyoruz ki, Halep’in kurtarılması Türkiye’nin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Büyük Taarruz Harekâtı’nın sonunda İzmir’in işgalden kurtarılmasıyla aynı sonucu verecektir.

9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılması nasıl Türkiye’nin kurtuluş savaşını kazanıp bağımsız, egemen ve bütün bir devlet olarak ortaya çıkışının dönüm noktası olduysa, 15 Aralık 2016’da Halep’in kurtarılması da Suriye’nin vatan savaşını kazanmasının dönüm noktası olacaktır.

Kahraman Halep
2012 yılının Temmuz ayında Halep’in doğu kesimini işgal eden dinci-mezhepçi terör çeteleri, şehir nüfusunun yüzde yetmişini barındıran batı Halep’i de ele geçirmek için her yola başvurdular. 2012 Ekim ile 2013 Ekim arasında batı Halep’i Suriye’nin bütününden kesinlikle ayıracak ve bütün ikmal hatlarını kesecek şekilde tam kuşatma altında tuttular.

Suriye ordusu ve halkı dört buçuk yıl boyunca sabırla direndi, kuşatmayı kırdı, süreci adım adım tersine çevirerek işgalcileri kuşattı ve yendi. Yani Halep şehri İkinci Dünya Savaşı’nın Sovyetler Birliği cephesinde Nazi ordularının saldırısını durduran Moskova gibi, kuşatmaya teslim olmayı reddeden Leningrad gibi, işgalcileri ev ev, sokak sokak, mahalle mahalle püskürten Stalingrad gibi kahramanlık destanı yarattı.

Sömürgeciler ve ortaçağcı güçler aynı safta
Kahraman Halep’in dünyanın bütün mazlumlarını sevindiren zaferi emperyalist elebaşılara ve gerici işbirlikçilerine karalar bağlattı.

Amerika ve Avrupa Birliği hükümetleri, yetkilerini kötüye kullanan Birleşmiş Milletler yüksek bürokratları, uluslararası kapitalist medya düpedüz yalan ve iftiralarla artık El Kaideci olduklarını bile gizlemedikleri terör çetelerine siper oldu. İşgalden kurtuldukları için bayram yapan doğu Halepli sivil halkı görmezlikten gelip insanlığı ortaçağa sürüklemek isteyen işgalci teröristlere güzelleme yaptılar.

Böylece, “Geri Avrupa ve İleri Asya” adlı makalesinde “Can çekişen kapitalist köleliği yaşatmak adına sınırsız vahşet ve zorbalık yapmaya, her suçu işlemeye hazır” olan sömürgeci burjuvazinin, “tarihin bu evresinde artık ortaçağdan kalma, can çekişen ve geri her şeyi desteklediğini”, “çökmekte olan ücretli kölelik sistemini ayakta tutmak gayretiyle bütün küf tutmuş eski güçlerle birleştiğini” vurgulayan Lenin’i bir kez daha doğruladılar.

İkircikli politika
Bilindiği gibi, AKP Suriye’yi bölüp parçalamayı amaçlayan emperyalist komploya Yeni Osmanlı hayaliyle katılmıştı. Fakat emperyalist merkezlerin güttüğü politikanın Suriye’deki gelişmeler ve özellikle 15 Temmuz Amerikancı-Fethullahçı darbesinin ışığında Türkiye’nin de bölünüp parçalanmasını öngördüğü artık açık seçik ortaya çıkınca hükümet daha gerçekçi bir değerlendirme yapmak zorunda kaldı. Emperyalizmin kıskacında nefes alamaz duruma gelince Rusya ve İran’a açılmaktan ve Suriye’ye dönük hayallerini kırpmaktan başka çare bulamadı. Halep’in terör çetelerinden kurtarılmasına, yukarıda da belirttiğimiz gibi, diplomatik destek vermeyi uygun gördü.

Ne var ki, AKP, bu manevrasını bugüne kadar yeni Osmanlı propagandasıyla beslediği tabanının gözünden gizlemek; ayrıca, mezhepçi yayılmacı iç ve dış güçlerle ve bizzat emperyalizmle dirsek temasını sürdürmek amacıyla emperyalistlerin Halep konusundaki psikolojik savaşına katıldı. İçte laiklere, Alevilere ve Şiilere, dışta Suriye’ye, İran’a, Irak’a, Rusya’ya karşı zehirli bir düşmanlık havası estirildi. Suriye’de emperyalist komploya ortak olmanın Türkiye’ye ne kadar çok zarar vereceğini daha ilk günden haykıran ve haklı çıkan dürüst gazeteci Hüsnü Mahalli anlaşılmaz bir gerekçeyle tutuklandı.

Birleşerek kurtulacağız
Oysa Suriye’nin emperyalizmin istilasını püskürtmesi, işgal altındaki şehirlerini ve köylerini kurtarması, toprak bütünlüğünü sağlaması kesinlikle Türkiye’nin çıkarınadır. Suriye terör çetelerinden kurtulmadan Türkiye de terör çetelerinden kurtulamayacaktır.

Emperyalizm sadece Suriye ve Irak’ı değil, Türkiye’yi de, bütün bölge ülkelerini de, Rusya’yı da parçalamak istiyor. Türkiye’nin kaderi ile Suriye’nin, Irak’ın, İran’ın ve Rusya’nın kaderi birleşmiştir. Aynı şekilde, Türkiye’de emperyalizmin terör çeteleri eliyle yürüttüğü silahlı saldırıya karşı halkın en geniş birliğinin sağlanması, bütün ulusal demokratik güçlerin birleşmesi canalıcı önem taşıyor.

Halep’in kurtuluşu bütün Suriye’nin emperyalist saldırıdan kurtuluşunun müjdecisidir. İşçi sınıfı, şehir ve köy emekçileri, bütün Türkiye halkı Suriye’nin zaferinin Türkiye’nin de zaferi olduğu bilinciyle Halep’in kurtuluşunu selamlıyor.