Faşizme karşı zaferin 75. yılı

Haberler
09 Mayıs 2020

Bugün Faşizme Karşı Zafer Günü. Bundan 75. yıl önce Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği silahlı kuvvetleri Kızıl Ordu, işgalci Nazi-faşist Alman ordusunu yenerek Alman Başkomutanlığı’nı Berlin’de kayıtsız şartsız teslim aldı.
 
Başta Avrupa olmak üzere bütün dünya halklarının faşizm barbarlığından kurtuluşunun 75. yılı kutlu olsun.
 
Büyük özgürlük yürüyüşü Sosyalist Sovyet ordularının Moskova önlerinden başlattığı ve bütün Doğu ve Orta Avrupa’yı adım adım kurtarıp Berlin’e girdiği bu büyük özgürlük yürüyüşü, faşist işgale karşı direniş cephelerinde birleşen Avrupa halklarından da güç aldı. Sovyet halklarının fedakârlık ve kahramanlığı Avrupa halklarının fedakârlık ve kahramanlıkları ile birleşti. Kızıl Ordu, Orta ve Doğu Avrupa’daki partizan gerillalarla, direniş kuvvetleriyle birleşe birleşe ilerledi.
 
Türkiye örneğinde olduğu gibi kendi ülkelerini savaşın ve faşizmin yıkımından korumak için mücadele eden, faşist cephenin daha da büyümesini önleyen komünistlerin, ilericilerin, devrimcilerin, demokratların, vatanseverlerin, barışseverlerin yani ulusal demokratik güçlerin mücadelesi 9 Mayıs 1945’te faşizmin yıkılmasıyla taçlanmış oldu.
 
İnsanlığın büyük kazanımları
Bütün dünyayı “Bin yıl sürecek” bir barbarlığa sürüklemeyi amaçlayan faşizme karşı kazanılan zafer, insanlık tarihinin en köklü ve en yaygın kazanımlarının yolunu açtı. Sovyetler Birliği toprakları ile bütün Avrupa ülkeleri faşizmin boyunduruğundan kurtuldu. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri kapitalist emperyalist sistemin dışına çıkıp sosyalizme yöneldi.
 
Asya'da işçi sınıfının önderliğinde ulusal kurtuluş devrimlerini gerçekleştiren Kuzey Vietnam, Çin ve Kuzey Kore de sosyalist sisteme geçti. Dünyanın üçte biri sosyalizme geçince küresel güç dengesi kapitalist emperyalist güçlerin aleyhine, emekçilerin ve ezilen halkların lehine köklü biçimde değişti. Sömürge imparatorluklarının altındaki zemin çöktü. Ulusal kurtuluş hareketleri her yanı sardı. Asya ve Afrika ülkelerinin çoğu bağımsızlığa ve bağlantısızlığa kavuştu.
 
Kapitalist emperyalist sistem sosyalist sistemin varlığı, ulusal kurtuluş hareketleri ve kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfı hareketi karşısında tavizler vermek zorunda kaldı. Kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfının mücadelesi ile demokratik haklar, laiklik ilkesi, sosyal devlet kazanımları, sendikal haklar köklü bir şekilde yerleşti.
 
Büyük gerici saldırı
Dünya halklarının devrim dalgası ile köşeye sıkışan kapitalist emperyalist sistemin elebaşları olan ve faşizmin mirasını sürdüren ABD, Avrupa ve Japonya emperyalist bloku işbirlikçilerini de seferber ederek 1970’lerin sonunda dünya genelinde sosyalizme, demokrasiye ve bağımsızlığa karşı saldırıya geçti. Neoliberalizm dedikleri gerici, kâr odaklı, serbest piyasacı teoriyle dünya ekonomisini dolar milyarderleri şebekesinin, tekelci banka ve holding patronları oligarşinin emrine vermek üzere harekete geçtiler.
 
Sosyalist sistemi 1989-1991 karşıdevrimleri ile yıkarak buralarda kapitalizmi hortlatmayı başardılar. Sosyalist sistemin çok yönlü desteğinden mahrum kalan bağımsız ve bağlantısız ülkeleri ekonomilerini kuşaratak ya da işgal ederek yeniden bağımlı duruma getirdiler. Neoliberalizme dayalı gericiliği her yerde desteklediler. Dünya halklarının başına ırkçılığı, dinciliği, mezhepçiliği savunan cehennem zebanilerini musallat ettiler.
 
Hava döndü
1980’ler, 90’lı yıllar ve 2000’lerin başında hamle üstüne hamle yapan emperyalistler ve işbirlikçilerinin karşıdevrim dönemi kapanıyor. Emperyalistlerin işgaline uğrayan Irak, Afganistan, Libya teslim olmadı. Emperyalist savaş makinesinin teklemesine yol açtılar. Suriye emperyalist işgale karşı direndi. Neoliberal saldırının kod adı olan “ılımlı İslam” ve Büyük Orta Doğu Projeleri bölge halklarının direnişine çarptı. Türkiye, Mısır, Libya, Tunus halkları başta olmak üzere bölge halkları laiklik ve cumhuriyet karşıtı ılımlı İslâm akımlarına karşı çıktı.
 
Rusya ve Çin giderek daha tutarlı bir emperyalizm karşıtı çizgiye yöneldiler. Emperyalizme karşı direnişin ön cephesi olan Suriye’ye çok yönlü askerî ve ekonomik destek sağlamaya başladılar. Suriye direnişi etrafında İran ile de ilişkilerini sağlamlaştırdılar. Bu dört ülke ve Küba, Kuzey Kore, Venezüella gibi ülkelerin çok yönlü dayanışması ile emperyalizme karşı yeni bir direniş cephesi oluşmaya başladı.
 
Direniş cephesini boğmak isteyen emperyalist blok ülkelerinin Türkiye, Pakistan, Endonezya gibi köklü işbirlikçilerine tam teslimiyeti dayatması; bu ülkeleri kendi askerî, ekonomik ve politik hedefleri için kullanmak istemesi geri tepti. Kendi toprak bütünlükleri dahi tehlikeye giren bu ülkeler ara güç durumuna gelmeye başladılar.
 
Yeni saldırı
Dünya halklarının direnişi karşısında gerilemeye başlayan emperyalist blok, tam da üstlendikleri faşizmin mirasına uygun bir şekilde, Koronavirüs salgınını biyolojik savaş yöntemi olarak kullanıp yeni bir saldırı başlattı. Direniş eksenini çökertmek, hizadan çıkan eski işbirlikçilerini yeniden hizaya sokmak ve dünya halklarını daha derin bir şekilde köleleştirmek amacıyla salgın tedbirleriyle ulusal ekonomilerin kapatılması sağlandı. İflasa sürüklenen ülkeler “Denize düşen yılana sarılır” sözünde olduğu gibi İMF’nin kapısına yığıldılar. Ekonomik bağımsızlıklarını ipotek ettirdiler.
 
Dünya genelinde tekellere, holdinglere büyük kaynaklar aktarılırken işçiler, emekçiler, küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri evlere kapatıldı. Yaratılan şok ve dehşet ortamında hiçbir yönetim hem ekonomiyi ayakta tutacak, hem de salgın ile mücadele edebilecek akılcı, soğukkanlı yolları düşünemez oldu.
 
Direniş eksenindeki ülkelere karşı başlatılan kara propagandalar saldırının diğer ayağını oluşturdu.
 
Yeni devrimer için
Dünyayı Ekim Devrimi öncesine döndürmek, sosyalist devrimlerin yarattığı ve yaygınlaştırdığı tüm kazanımları yok etmek isteyen emperyalist savaş blokunun yeni saldırısı da işçilerin, şehir ve köy emekçilerinin, sömürge ve yarı sömürge halklarının direnişi ile karşılık bulacak. Yeni saldırı ile kendi gerici hedeflerini gerçekleştirecek uygun bir zemin yarattıklarını düşünen dolar milyarderleri şebekesi, tekelci banka ve holding sahipleri halkların nasırlı yumruğu ile karşılaşacak.
 
Dünya halkları ve işçi sınıfı emperyalistlerin saldırıları ile sosyalizmin kazanımlarını büyük oranda yitirmiş, sosyal devlet anlayışını terk etmeye zorlanmışsa da cumhuriyet, laiklik, ulusal egemenlik/halk egemenliği, bağımsızlık gibi kazanımlarına tutunmayı başardı. Emperyalizme ve kapitalizme karşı yeni devrimlerin yolu Faşizme Karşı Zafer Günü’nün kazanımlarına sahip çıkarak açılacak. Tıpkı 9 Mayıs 1945’te olduğu gibi bugün de finans kapitalin en gerici, en şoven, en emperyalist unsurlarının Koronavirüs saldırısını da boşa çıkaracağız. Yeni devrimci atılımlar yaratacağız.