İran başeğmiyor

01 Nisan 2026
iran başeğmiyor

İran’ın direnci

Bugün 1 Nisan 2026. Emperyalist-siyonist barbarların İran’a karşı 28 Şubatta başlattığı saldırının 33. günündeyiz. İran ulusu ve ordusu, bu bir ayı aşkın sürede Amerika ve İsrail saldırısına baş eğmediği gibi, aksine, onlara baş eğdirme yolunda ilerliyor.

İran soğukkanlı bir şekilde direnerek iki barbar devletin yıldırım savaşıyla sonuç alma planını yırtıp attı. Saldırganların “kafa koparma” taktiğine pabuç bırakmadı, suikastlarla yok edilen siyasal ve askerî yönetici heyetlerini başarıyla yeniledi. Sömürgecilerin, İran’ın askerî ve idari hedeflerini ağır biçimde tahrip ederek, sanayi tesislerinin vurarak, okulları, hastaneleri, camileri, kültür merkezlerini, üniversiteleri ve sivil yerleşim bölgelerini bombalayarak, milyonlarca sade yurttaşı yerinden ederek yaratmaya çalıştığı “şok ve dehşet” havasını dağıttı.

Kararlı misilleme

İran, “göze göz, dişe diş” anlayışıyla Amerika’nın bölgedeki hedefleri ile İsrail hedeflerine misillemede bulundu. İki Amerikan uçak gemisini savaş dışı bıraktı. On üç Amerikan üssüne ağır hasar verdi. Amerika ve İsrail’in radar ağını delik deşik etti. En gelişmiş savaş uçakları dahil birçok savaş uçağını düşürdü. Tanker uçaklarını, erken uyarı uçaklarını vurdu. Barbarların komuta ve istihbarat merkezlerini yok etti.

İran, rafinelerinin vurulmasına İsrail ve işbirlikçi Körfez ülkelerinin rafinelerini vurarak, petrol sahalarının vurulmasına onların petrol sahalarını vurarak, fabrikalarının vurulmasına onların fabrikalarını vurarak karşılık verdi. Ancak, barbarların aksine, okulları, hastaneleri ve sivil yerleşim yerlerini vurmadı.

İran, Hürmüz Boğazını askerî denetim altına alarak Basra Körfezinden deniz yoluyla petrol ve doğal gaz ihracatını izne bağladı, saldırgan devletlere ve yardakçılarına giden tankerlerin Hürmüz’den geçişini engelledi. Emperyalizmin ilerici her ülkeye yıllardır pervasızca uyguladığı ambargo ve ablukayı bu kez onlara çevirdi, emperyalizme ve siyonizme karşı ekonomik silah olarak kullanarak onları temel bir ham maddeden yoksun bıraktı. Askerî direnişini, böylece, bütün dünyayı anında etkileyen, kapitalizmin krizini derinleştiren, borsaları sarsan ekonomik ve mali savaşla birleştirdi.

Direniş yayılıyor

İran’a saldırının üçüncü gününde, 2 Martta, Lübnan’a saldıran İsrail, Lübnan direnişinin ayağa kalkmasıyla kendini iki cephede savaşırken buldu. Emperyalist-siyonist barbarların arzusunun tam tersine, Lübnan Hizbullahının yok olmadığı, yaralarını sardığı, siyonist işgalcilere ağır zarar verebildiği ve Lübnan’ı başarıyla savunabildiği görüldü. 28 Martta Yemen, İsrail’e füze attı ve İsrail’e karşı savaşa katıldığını ilan etti. Amerika ve İsrail, Irak direnişini de vuruyor ama Irak direnişi de onlara karşılık veriyor.

Dünya halkları, ilerici insanlık, barbarların saldırısını lanetliyor ve Amerikan halkı dahil, sokaklara, meydanlara çıkarak İran’a açılan savaşın durdurulmasını istiyor.

Halklardan devletlere yetersiz yansıma

Fakat halkların tepkisi maalesef henüz devletler düzeyinde genel karşılık bulmuyor. İran’a saldırıyı açıkça kınayan iki büyük devlet, Rusya ve Çin bile, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde 11 Martta yapılan oylamada, Amerika-İsrail saldırısından hiç söz etmeden “İran’ın Körfez ülkelerine yönelttiği korkunç saldırıları en güçlü biçimde kınayan” ve onu “uluslararası hukuku ayaklar altına almak”la suçlayan utanmaz sömürgeci karar tasarısını veto etmekten kaçındılar.

Pir Sultan Abdal’ın “Şu ellerin taşı hiç bana değmez / İlle dostun gülü yaralar beni” deyişini bir kez daha haklı çıkaran bu ikircikli yaklaşımın olumsuz etkisini bir ölçüde gidermek üzere, bu oylamanın hemen ardından Rusya’nın sunduğu, Ortadoğuda bütün askerî eylemlerin derhâl durdurulmasını öngören karar tasarısı ise sadece dört oy toplayarak reddedildi. Rusya, Çin, Pakistan ve Somali tasarı için olumlu oy kullanırken, ABD ve Letonya karşı çıktı. Bahreyn, Kolombiya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Yunanistan, Liberya, Panama ve İngiltere çekimser kaldı.

İlerici güçlerin emperyalizme ve siyonizme karşı mücadelede kararsızlık ve tutarsızlık gösterme eğilimini eninde sonunda aşacağına inanıyoruz. Antiemperyalist güçlerin dünya çapında en az karşıdevrimci güçler kadar kararlı davranması gerekiyor. İran ulusunun ve ordusunun bugüne kadar ortaya koyduğu destansı direnç, er geç bölgeye ve dünyaya yayılacaktır.

Barbarların çıkmazı

Yıldırım savaşı planı çöken ve inisiyatifi kaybeden Amerika-İsrail ikilisi, ne yapacağını bilmez hâlde çıkış arıyor.

Barbarlar, bir yandan, İran’a yönelik ağır bombardımanı sürdürüyor, bölge ve dünya devletlerini saldırıya katmak için baskılarını, kışkırtmalarını derinleştiriyor ve İran içinde hain bir odak örgütlemeye çalışıyor. Öte yandan, İran yönetimine kayıtsız şartsız teslim olması için son tarihler veriyor, ardından, verdikleri son tarihleri uzatıyor.

Barbarlar, İran’ı haritadan silmekle, nükleer bomba kullanarak yok etmekle, kara savaşıyla, İran adalarını işgal etmekle, hızlarını alamayıp bütün ülkeyi işgal etmekle tehdit ediyor. İşgale kalkışacak kendini bilmezler, inanıyoruz ki, bunun bedelini çok daha ağır bir yenilgiyle ödeyeceklerdir.

Emperyalist-siyonist barbarların sinsi ve vahşi saldırılarına karşı vatanını savunan İran ulusu ve ordusu, ilerici insanlığın vekil gücü olarak hareket ediyor. İşçilerin, şehir ve köy emekçilerinin, aydınların, bütün ilerici-yurtsever güçlerin desteğini hak ediyor.

Amerika-İsrail ikilisinin yıldırım savaşını çok zor koşullarda direnerek şimdiden uzayan yıpratma savaşına çeviren İran kazanacak, emperyalist-siyonist barbarlar yenilecek.