Zorbalık hak yaratmaz

Haberler
17 Nisan 2017

Yüksek Seçim Kurulu 16 Nisan 2017 referandumunun geçici sonucunu açıkladı. Bağımsız, demokratik, laik, sosyal hukuk cumhuriyeti yerine tek kişi diktatörlüğünü öngören anayasa değişikliğinin kabul edildiğini bildirdi. Açıklamaya göre, evet oyları yüzde 51.36, hayır oyları yüzde 48.64 oldu.

Sahte oylar
Yüksek Seçim Kurulunun açıklaması kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Çünkü gün içinde AKP’li temsilcinin isteğini kabul ederek mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz oy zarflarının geçerli sayılmasına karar veren Yüksek Seçim Kurulu, hukuku açıkça çiğnemiş bulunuyor.

Seçim Kanununa ve Yüksek Seçim Kurulunun kendi referandum genelgesine göre mühürsüz oy pusulaları ve mühürsüz oy zarfları asla geçerli sayılamaz. İlgili kanunda ve genelgede bu evrensel ilkeye yer verilmesinin nedeni de çok açıktır. Mühürsüz oy pusulaları ve mühürsüz oy zarfları sahte oya kapıyı açmak demektir. Sahte oy seçmen iradesinin çarpıtılması ve gasp edilmesi demektir. Sahte oylarla “kazanılan” hileli bir referandum zorbalıktır. Zorbalık ise hak yaratmaz. Gayrimeşru yöntemlerle elde edilmiş sonuç yok hükmündedir, hukuksal sonuç doğurmaz.

Hileli sonuç
Hileli sonuçlara göre bile İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin, Hatay, Muğla, Aydın, Denizli, Eskişehir, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Zonguldak, Diyarbakır, Van gibi seçmen kitlesinin açık çoğunluğunun bulunduğu illerde hayır oyları öndeyken referandumu evetin kazandığı iddiası saçmadır.

Halk kazanacak
Bir oldubitti yaratarak “yerli ve millî cumhurbaşkanlığı sistemi”nin kazandığını iddia edenlerin zafer haykırışları geçersizdir. “Atı alan Üsküdar’ı geçti, biz bildiğimizi okuyacağız” diyenler Türkiye halkının demokratik iradesine çarpacaklardır. “Türkiye 200 yıllık bir meseleyle hesaplaştı ve kararını verdi” diyenler, Türkiye halkının 200 yıllık mücadeleyle kazanılmış cumhuriyetten vazgeçmediğini göreceklerdir.

Hep bilinir: İşçi sınıfının, şehir ve köy emekçilerinin, bütün yurttaşların mücadelesi 100 metre yarışı değil, maratondur. Fakat Türkiye halkı 16 Nisan referandumunda 100 metre yarışını da kaybetmedi. Taraflı bir hakem heyetinin hile ve zorbalıkla elde edilmiş, yani aslında kazanılmamış bir 100 metre yarışını birilerine “vermesi”, astarı yüzünden pahalıya patlayan Pirus zaferi olmaktan öteye gitmeyecektir. Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı vatan cumhuriyet emek mücadelesini içeren maraton yarışını ise Türkiye halkının kazanacağı kesindir.