Suriye'de Kürt özyönetimi

Duyuru
27 Temmuz 2012

Emperyalizmin ağır saldırısı altında bulunan Suriye yönetimi, gerici-faşist isyana karşı sürdürdüğü ölüm-kalım mücadelesine yoğunlaşabilmek amacıyla silahlı kuvvetlerini Kürt bölgelerinden çekti. Başta Kobani olmak üzere çeşitli Kürt şehir, kasaba ve köylerinde, Kürt Yüksek Heyeti yönetime el koydu.

Kürt Yüksek Heyeti, amacını Suriye'nin toprak bütünlüğü içerisinde Kürt halkının kendi kendini yönetebileceği özerk bir bölge kurmak olarak açıkladı. Kürt Yüksek Heyeti, PKK'ye yakın PYD ve Barzani'nin KDP'sine yakın Kürt Ulusal Konseyi'nin eşit sayıda temsilcisinden oluşuyor.

Kürt halkının kendi yaşadığı bölgede özyönetim ilan etmesi, Suriye savaşında yeni bir aşamaya işaret ediyor. Bölgedeki her güç politikalarını bu yeni duruma göre ayarlıyor.

Enternasyonalizmi benimseyen sosyalist ve devrimci demokratik güçler açısından bakıldığında Kürt halkının her halk gibi kendi kendini yönetme hakkı tartışılmazdır. Halkların kendi kendilerini yönetme, kendi kaderlerini belirleme hakkına herkes saygı göstermelidir.

AKP politikasının iflası

ABD'nin yönetimindeki emperyalist savaş blokuna alet olarak Suriye'deki gerici-faşist ayaklanmaya komuta merkezi ve merkez üssü sağlayan AKP iktidarı, ilk şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra Suriye'deki Kürtler'in özerklik girişimine karşı tehditler savurdu ve özellikle PYD'nin etkisini kırmak için bölgeye askerî müdahalede bulunma hakkı olduğunu iddia etti.

Suriye yönetimini yıkmak için baş rolü üstlenirse Amerika'dan tam politik destek, Suudi Arabistan ve Katar'dan bol mali kaynak alarak kolayca yayılmacılık yapabileceğini sanan AKP'nin hesabı yanlış çıktı. Emperyalizme verdiği hizmetin mükâfatı olarak Suriye'yi Osmanlı döneminde olduğu gibi köleleştirebileceği hayaliyle ava çıkan AKP, içeride savaş açtığı Kürt ulusal hareketinin bu kez sınırları dibinde yeni mevzi kazanmasıyla yüz yüze kaldı.

Emperyalizmin hedefi

ABD, AB, NATO ve İsrail'den oluşan emperyalist savaş bloku ile onların bölgedeki koruculuğunu üstlenen Suudi Arabistan ve Katar gibi şeriatçı-komprador diktatörlüklerin amacı, Suriye'yi din, mezhep ve ulusal köken temelinde parçalamak; Suriye devriminin izlerini yok etmek; halkın emperyalizme, komprador burjuvaziye ve büyük toprak ağalarına karşı 20. yüzyılda elde ettiği kazanımlara son vermektir.

Parçalayıp böldükleri Suriye, bütün Ortadoğu'da Türk, Kürt, Arap ve Fars halklarının birbirlerini kıran şovenist-dinci devletçiklerin uyruğuna dönüştürüldüğü; siyonist İsrail'in bekçiliğine emanet edildiği; bölge halklarının 1917'den bu yana kazandığı hakların ortadan kaldırıldığı; işçilerin köylülerin, emekçilerin paryalaştırıldığı; sosyalizm, bağımsızlık, demokrasi, laiklik, kadın hakları, çocuk hakları, eşitlik ve adaletin izinin bile bırakılmadığı karşıdevrimci küresel sömürgeci kapitalizm projesinde yeni bir adım anlamına gelecektir.

Felaketi durdurabiliriz

Bu felaketi engellemek elimizdedir. Ulus, dil, din, mezhep ayrımı olmadan işçiler, emekçiler, kadınlar, aydınlar emperyalizme ve yerli uzantılarına karşı birliklerini sağlamlaştırırsa, sosyalist ve devrimci demokratik güçler Ortadoğu devrimci çemberini kurarlarsa, uluslararası dolar milyarderleri şebekesinin kanlı planını boşa çıkarabiliriz.

Emperyalist sırtlanlara el uzatarak, onlardan medet umarak bağımsızlık, kurtuluş, demokrasi, refah sağlayabileceğini sananlar, kardeşinin felaketi üzerinden düzlüğe çıkabileceğini sananlar, öldürücü bir yanlış yaparlar. Emperyalizme elini veren kolunu kurtaramaz. Bütün halklar kardeştir; kardeşini ezmek, sömürgecilerle bir olup komşusunun evini yıkmak, kendi köleliğine de davetiye çıkartmaktır.

Enternasyonalist dayanışma

Suriye halklarının emperyalist saldırıya, gerici-faşist isyana karşı mücadelesini destekliyoruz. Türkiye, Suriye'nin bağımsızlığına ve egemenliğine saygı göstermeli, düşmanlık politikasından derhâl vazgeçmelidir. Bütün halklar gibi, Kürt halkının kendi kendini yönetme hakkını tanıyoruz. Kürt halkına yönelik tehditleri reddediyoruz.

AKP'nin Türkiye ve bölge halklarına ölüm, yıkım ve yoksulluk getiren içte ve dışta savaş politikasını mutlaka durdurmalı, Türkiye'yi sömürgeci karşıdevrimin aleti olmaktan elbirliğiyle çıkarmalıyız. Gün, enternasyonalist dayanışma günüdür.