Ekim Devrimi 100 yaşında

Haberler
06 Kasım 2017

Toplumcu Kurtuluş Partisi Ekim Devriminin 100. yılını kutlamak için 4 Kasım Cumartesi günü yenisanat'ta etkinlik gerçekleştirdi.

Etkinlik açılış konuşması ve Paris Komünü’nün tüm dünya devrimcilerine armağan ettiği enternasyonal marşı ile başladı.

İlk olarak sözü İstanbul İl Başkanı Yusuf Türkoğlu aldı. Türkoğlu sosyalizmin ve antiemperyalist mücadelenin yenilmediğini yenilmeyeceğini, Ortadoğu’da ve dünyada emperyalistlere ve işbirlikçilerine karşı mutlaka zafer kazanılacağını vurguladı.

Konuşmanın ardından slayt gösterisi eşliğinde Ekim Devrimini anlatan sunum gerçekleştirildi.

74 yıllık deneyim
Sunum 1905 Şubat Devriminden 1917 Ekim Devrimine kadar olan sürecin anlatılmasıyla başladı.

Ekim Devriminin hemen ardından Rusya’da hangi koşullar altında sosyalizmin kuruluşu için mücadele verildiği, iç savaşın ve dış saldırıların etkisi üzerinde duruldu.

Sosyalizmin kurulmasıyla beraber halkın yükselen refahından ve bu gelişimin diğer ülkeleri nasıl etkilediğinden bahsedildi.

Dünyada faşizmi yenme imkânı sağlayan devrim, Hitler faşizmini tarihin çöplüğüne gönderdi. Sovyetler Birliği dünyada emperyalizme karşı, sömürgeciliğe karşı direnen tüm ülkelere destek verdi. Ülkemiz, Türkiye Cumhuriyeti de bunlardan biridir; Sovyetler Birliği Türkiye’ye Kurtuluş Savaşı sırasında para ve silah yardımında bulunmuş, Cumhuriyetin kurulmasını desteklemiştir.

Sunum, 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılışına kadar olan süreç aktarılarak, önümüzde 74 yıllık bir Sovyet deneyimi olduğu ve bu deneyimden dersler çıkarmamız gerektiği belirtilerek Marks ve Engels’in “Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halklar, birleşin” sözleriyle bitirildi.

Sunumun ardından İlerici Gençler de, şiir dinletisi ile etkinliğe katkı yaparak Ekim Devriminin 100. yılını selamladı.

“Ulusal Demokratik Cepheyi kurmalıyız!”
Etkinlik, İsmail Kaplan’ın “Ekim devriminin 100. yılında günümüz dünyası” başlıklı konuşmasıyla devam etti.

Konuşma emperyalist güçlerin 1991’de Sovyetlerin yıkılmasının ardından, 15 parçaya bölünen Sovyet ülkelerinin halklarının dış güçlere karşı yıllarca nasıl direndiğinden bahsedilerek başladı.

Rusya’da halkın yaşam koşullarının nasıl kötüleştiği, Rusya’nın nasıl kapitalistleştiği ve Putin’in başbakanlık sürecinde Rusya’nın değişen politikası anlatıldı.

Libya’nın yok edilmesinin ardından Rusya’nın bundan ders çıkardığı belirtilerek, Suriye savaşına antiemperyalist kimlikle dahil olduğu vurgulandı. Rusya’nın iç politikası değerlendirilerek kamulaştırma politikalarına da değinildi.

Çin’in geldiği noktada anti-amerikancı, antiemperyalist politikalarına devam ettiği, Çin Komünist Partisinin 19. Kongresinden çıkan sosyalizme bağlılık açıklamaları aktarıldı.

Kısaca Latin Amerika’ya değinilerek, Ortadoğu ve Türkiye’deki politik süreçlerden bahsedildi.

Dünyanın şu anda iki kutuplu olduğu ve bir tarafta emperyalizme karşı olanlar, diğer tarafta emperyalizm ve işbirlikçilerinin olduğu belirtildi.

Konuşma mücadeleye devam etmemiz, Ulusal Demokratik Cepheyi kurmamız ve akabinde sosyalizme yönelme potansiyelini yakalamamız gerektiği vurgulanarak tamamlandı.

Konuşmadan sonra el birliğiyle oluşturulan masa düzenine geçildi. Dost sofrasında sohbet ve müzik eşliğinde etkinlik coşku ile devam etti.