Denizlerin mirası

Haberler
06 Mayıs 2019

Öldükleriyle kalmadılar
Bugün 6 Mayıs. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 12 Mart 1971 faşist cuntası tarafından göstermelik olarak yargılanmasının ardından Ulucanlar cezaevinde idam edilişlerinin 47. yıldönümü. Onları idam sehpasına çıkaran faşist cuntacıları bugün kimse hatırlamıyor. Fakat üç devrimci halk kahramanı halkın bağımsız bütün vatan, demokratik laik cumhuriyet, sömürüsüz emek mücadelesinde, sosyalizm özleminde yaşıyor.
 
Bağımsızlık ve eşitlik için mücadele
1960’lı yıllar Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçi burjuvaziye karşı işçi, köylü, emekçi ve öğrenci hareketinin yükseldiği yıllardı. Ne var ki halkın bağımsızlık, sömürüsüz emek mücadelesine cevap vermeye çalışan gençlik hareketi kendi içinde ideolojik ve politik birliği sağlayamadı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu ortam içinde Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu THKO’yu kurarak yüce amaçlarını hayata geçirmek için hemen öne atıldılar. İşçi sınıfının ve emekçi halkın bilinçlendirilip örgütlendirilmesini, sınıf ve kitle örgütlenmesini, sınıf ve kitle mücadelesini, sınıf ve kitle içinde Parti çalışmasını esas almadılar. Salt öncülerin mücadelesiyle devrimi ilerletebileceklerini düşündüler.
 
Halk düşmanlarının amacı
12 Mart cuntacıları Amerikan emperyalizminin ve işbirlikçi burjuvazinin emrindeydi. Amaçları 60'lı yıllarda emperyalizme ve sömürüye karşı yükselen işçi, köylü, emekçi ve öğrenci hareketini boğmaktı. Vatanı Amerikan emperyalizminin kucağına sürüklemek, halkı orta çağ karanlığına geri döndürmekti. İşçileri, köylüleri, emekçileri, gençleri bir avuç vurguncunun acımasızca sömüreceği kul köle yapmayı amaçlıyorlardı.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan işte böyle bir zulme karşı başkaldırmışlardı.
 
Halk düşmanlarının mirası
Onların uğruna can verdiği amaçları için mücadele, bugün de tüm yakıcılığıyla güncel. Ülkemiz emperyalizmin çok yönlü baskı ve saldırısı altında. Ülkeyi yönetenler ise kendi ikbal ve koltuk sevdaları uğruna emperyalizme karşı demokratik ulusal birlik çabalarını dinamitlemekle meşguller. AKP-MHP bloku cumhuriyet kazanımlarını yok etmeyi hedefleyen başkanlık rejimi dayatmasını sürdürüyor. Bu politikalara karşı tepkilerle oluşan yerel seçim sonuçlarını kabul etmiyor. İstanbul seçimlerini tekrarlamak için türlü hamleler yapıyorlar. Böylece emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini baltalayarak 12 Martçılarla aynı hedefe hizmet ediyorlar.   
 
İşçi köylü emekçi gençlik, işsizlik pahalılık ve yoksulluğun pençesinde. Ülkeyi yönetenler kendi politikalarıyla sürüklendiğimiz ekonomik krizin faturasını halka yıkmanın peşinde. Dış borca dayalı vurguncu ekonomiye son vermek, hemen kamu öncülüğünde planlı ekonomiye geçmek gerekirken halk düşmanları işçinin kıdem tazminatına el koymanın peşinde. Üretim olmadan, yerli sanayi yerli tarım olmadan ayakta kalmamız mümkün değil. Bunun için çiftçinin, esnafın, küçük üreticinin desteklenmesi lazım. Oysa AKP rantiyecilere yeni kapılar açmak, tank palet fabrikasını bile yabancılara satmak peşinde.
 
Halkı bir avuç zorba sömürücünün insafına terk etmek konusunda da 12 Martçılarla aynı hedefe hizmet ediyorlar.
 
Denizlerin mirası
Üç fidanı darağacına gönderip işçilerin, köylülerin, gençlerin, aydınların yüreğine korku salacaklarını, özgürlük ve eşitlik mücadelesini sindireceklerini sanan cuntacılar yanıldı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, devrim mücadelesi içinde bayraklaştı. Eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm, enternasyonalizm, laiklik, adalet, barış ve dostluk isteyen yeni kuşakların ortak değeri olarak toplumun belleğine kazındı. Emperyalizme karşı bağımsız bütün vatan; gericiliğe karşı laik demokratik sosyal hukuk cumhuriyeti; talana vurguna ve sömürüye karşı sömürüsüz emek mücadelesi verenler onların anılarından güç alıyor.
 
Onlar Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını savunanların, bu uğurda mücadele edenlerin ellerinde bayraklaşıyor. O NATO ki Türkiye’de 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 faşist darbelerinin, 15 Temmuz 2016’da FETÖ eliyle yürütülen darbe girişiminin baş sorumlusudur. Asya, Afrika ve Latin Amerika halklarının katilidir.
 
Onlar 200 yıllık Türkiye devrimine sahip çıkanların, tek kişi yönetimiyle ağır darbe alan cumhuriyeti toplumcu temellerde yeniden ayakları üstüne dikme mücadelesi verenlerin elinde bayraklaşıyor. Onlar emeğin kurtuluşu için insanca toplumcu bir düzen için mücadele edenlerin ellerinde bayraklaşıyor.