İnsanlara her katliamın ardından “acaba bu sefer hangisi yaptı” diye fal tutturanları lanetliyoruz.
Hangi etnik köken ve inanç grubundan olursa olsun Türkiye'nin işçileri ve köylüleri, yurtsever aydınları, bütün yurttaşları IŞİD'leşenlerin katliamlarına teslim olmayacaktır. Bağımsız, demokratik, laik, sosyal hukuk cumhuriyeti mücadelemizi yükseltecek, birlikte eşit ve özgür yaşama irademizi pekiştireceğiz.

Ankara Kızılay'da otobüs durağında bomba yüklü bir aracın patlatılmasıyla gerçekleştirilen saldırıda Ankara Valiliği'nin ilk resmî açıklamasına göre 27 yurttaşımız öldürüldü, 75 yurttaşımız yaralandı.
Türkiye'nin işçileri, şehir ve köy emekçileri, her kökenden halkı bağımsızlığına, egemenliğine, birlikte eşit ve özgür yaşama iradesine, demokratik, laik ve sosyal bütün kazanımlarına düşman emperyalizmin ve işbirlikçilerinin saldırılarına asla baş eğmeyecektir. Emperyalist savaş blokunun kontrollü kaos tezgâhını mutlaka boşa çıkaracağız.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, emperyalizmin, kapitalizmin ve ataerkil düzenin sömürü ve baskısından kurtulmak, özgürlüğe ve eşitliğe kavuşmak isteyen bütün kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günüdür.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü sosyalist kadın hareketinin ve Sovyetler Birliği'ni kuran 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi'nin insanlığa mirasıdır.

Büyük birlik
Emperyalist ve gerici saldırı bütün Ortadoğu halklarını ağır bir felaketin içine itti. Emperyalizm ve işbirlikçileri, ABD, AB, NATO, İsrail, Suudi Arabistan, Katar, AKP; mezhepçi ve etnik terör çetelerini de kullanarak bütün bölgeyi ateşe verdi. Bütün Ortadoğu halklarının kaderi her zamankinden daha çok birleşti. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin “böl ve yönet”, “yık ve yönet”, “birbirine kırdır ve yönet” politikalarını sabırla ve sağduyuyla aşacağız. Acımız, öfkemiz, sevincimiz bir; kurtuluşumuz da bir olacak.

ABD'nin ve emperyalist savaş blokunun Türkiye, Suriye, Irak, İran politikası artık açık seçik ortaya çıkmıştır. Emperyalist efendiler, kontrollü kaos doktrinine uygun olarak bu ülkeleri bölgelere, kantonlara ve ceplere ayırıp çökertmeye çalışıyor, halkları etnik ve mezhepsel temelde birbirlerini tamamen tüketene kadar kırdırma politikasını adım adım hayata geçiriyorlar. 17 Şubat 2016 ikinci Ankara katliamı, işte bu bağlamda anlam kazanıyor.

PKK 17 Şubat 2016 saldırısına sahip çıkarken, AKP hükümeti, katliamı PKK'nin yanı sıra bir bütün olduklarını iddia ettiği PYD/YPG, Suriye ve Rusya'ya bağladı. Amerika ve Avrupa'yı PYD/YPG'den uzaklaştırıp kendi yanına çekmeye; Suriye'ye karşı çöken akıldışı savaş politikasına can havliyle destek sağlamaya; ABD, AB ve NATO'yu Suriye ve Rusya'ya karşı tam boy çatışma çizgisine getirmeye çalıştı.
Boşuna! AKP'nin emperyalist müttefikleri AKP'ye kulak asmadılar. Kendi bildiklerini okumaya devam ettiler.

TAK 19 Şubat'ta Ankara saldırısını üstlendi. Yaptığı açıklamada, “17 Şubat 2016 günü akşam saat 18.30’da Ankara Merasim Sokak’ta faşist TC ordusunun konvoyuna yönelik TAK olarak gerçekleştirdiğimiz fedai intikam eyleminde yüzlerce faşist Türk subayı öldürülmüştür” dedi.
Kontrgerilla diliyle yazılmış bu bildiri, astsubay, erbaş, er, sivil memur ve işçi; kadın erkek 28 yurttaşımızı yok eden bu katliamın Türkiye halkının bütününe yönelik bir saldırı olduğu gerçeğini karartamaz.

Sadece yaklaşık dört buçuk ay önce, 10 Ekim 2015'te 103 yurttaşımızın canını alan intihar saldırısı yine Ankara'da yapıldığı için, ikinci Ankara katliamı olarak adlandırılması gereken bu saldırı, tıpkı birincisi gibi tipik bir NATO-kontrgerilla eylemidir.

AKP, Suriye ve İran'a karşı Alevi ve Şii düşmanlığını, Rusya'ya karşı Sovyet ve Rus düşmanlığını birbiriyle harmanlayan, PYD/YPG'yi Suriye ve Rusya'nın piyonu olarak gösteren ve Kürt düşmanlığını yayan bir beyin yıkama kampanyasıyla içeride şovenizmi körüklüyor; uluslararası alanda ise Amerika, Avrupa ve NATO'yu Suriye hükümetine ve Rusya'ya karşı açık savaşa itmeye çalışıyor. AKP Amerika'ya sızlanıyor, PYD'yi değil, kendisini tercih etmesi için ona çağrılar yapıyor. Gerekirse, Suudi Arabistan'la birlikte Türkiye'nin Suriye'ye karşı kara harekâtına girişebileceği blöfünü öne sürüyor.

1975 yılında komünist kadınların öncülüğünde kurulan İlerici Kadınlar Derneği İKD'nin genel başkanı Beria Onger'i aramızdan ayrılışının birinci yılında saygıyla anıyoruz.

Beria Onger'i gericilik, vurgunculuk ve savaş rejimine karşı mücadele içinde yaşatacağız. Özlediği savaşsız, sömürüsüz, sınıfsız ülkeyi ve dünyayı el birliğiyle kuracak, sosyalizmi zafere ulaştıracağız.

Yoldaşımız Tarık Yüce'nin annesi Satiye Yüce geçirdiği kalp rahatsızlığı dolayısıyla tedavi gördüğü hastanede bu gece hayata gözlerini yumdu.

Cenazesi yarın (9 Şubat 2016) Esenler Üçyüzlü Camiisinden öğle namazını takiben kaldırılacaktır.

Yoldaşımızın acısını paylaşıyor, ailesi ve Satiye Yüce'nin tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Kristal-İş Sendika'sının örgütlü olduğu Şişe Cam fabrikası işçileri, işveren tarafından hukuksuzca işten atılmalarından beri direniyor. Ekim ayında önce Mersin'de fabrika önünde başlayan direniş, şimdi Eskişehir'den Mersin'den gelen işçilerle İstanbul Beykoz'daki Kristal-İş Sendikası önünde sürüyor. İşçiler, işten atılma sürecinde sendikanın patronla işbirliği yaptığını belirterek; sendikayı mücadeleci bir anlayışa dönmeye zorladıklarını ifade ediyorlar. İşe iadeleri için direnen işçiler eylemlerini burada bir barakada kalarak gece gündüz nöbette devam ettiriyor.

Sayfalar